5 Ekim 2009 Pazartesi

ve son.

Her yaz olduğu gibi yine Ankara da dayımların çiflğindeki fabrikada çalışıyordum. Yaşıtlarım denize kıyısı olan tatil mekanlarına giderken ben o zamanlar su sıkıntısı çeken Ankaradaydım. İ. Melih GÖKÇEK bile su sıkıntısından dolayı 'Şehir dışındaki akrabalarınızı ziyarete gidin' diyerek milleti Ankaradan kovarken ben oraya gidiyordum. Aslında çiflikte yaşamak zevkliydi. Temiz hava, kuş sesleri, organik meyveler ve sebzeler... Havuz bile vardı. Belki de otel de tatil yapmaktan daha iyidi ama sevgilim benden uzaktaydı. Evet benden hala ayrılmayan sevgilim. Son buluşmamızdan 1-2 ay geçmişti ve bu zamana kadar hala ayrılmamıştı.Çiflikte günlerim hep aynı geçiyordu. Burda akşama kadar çalışıyor işten çıktıktan sonraki 5 saatte önce bir ağacın altına oturup sevgilimi arıyor sonra da tv seyredip uyuyordum. Arada cumartesileride de şehre iniyor birşeyler alıyordum. Başta bir sorun yoktu. 'Başka bir şehirde olunca beni özler en azından ilişkimizi kurtarabilirim' diye düşünüyordum. Fakat bu rutinden sıkılmamın yanında sevgilimin soğuk tavırları benim bütün enerji emiyordu. Artık konuşmaları 'evet hayır' ve en çok kullandığı, bir ilişkinin en tehlikeli sözcüğü olan 'bilmiyorum'dan ibaretti. Çalışma verimim bir anda %65 azalmıştı. Ustabaşı bile 'Noldu lan sevgilinimi özledin?' diyerek hassasiyetini dile getirdi.Artık gitmeliydim. Kimseye faydam olmazdı. Bir an önce sevgilimin yanına gitmek istiyorudum ama kimse anlamıyordu. Uzun zamandır şehre inememiştim. Bu yüzden kontorüm bitmişti. Bunu ona son konuşmamızda açıklamıştım. Fakat birkaç gün aradıktan sonra telefonum da susmuştu. Artık sadece telefonun yanında yatarak tv izliyordum. Bir akşam fabrikaya gidip bilgisayarda maillerime bakıyordum. Bir anda hoperlör odanın sessizliğini bozdu. Telefonum günlerden sonra ilk defa çalıcaktı. Hemen elime alıp kimin arıyacağına baktım. 'Bir yeni mesaj alındı' yazdı ekranda. Ellerim titreyeret açtım mesajı. O atmıştı mesajı. 'Artık bitsin çünkü hiç görüşemiyoruz ve sen beni hiç aramıyorsun' yazıyordu. Şok olmuştum. Üzülemiyordum. Hemen msn e girdim. Ordaydı. 'Neden?' Bana bir şans ver hem ben İstanbula gelince konuşalım bu konuyu'dedim. Biraz geç cevap yazdı. 'Hayır bu birşeyi değiştirmeyecek bitsin artık' dedi. Sonraki çabalarımda sonuçsuz kaldı. En sonunda 'benim çıkmam lazım' diyerek beni engelledi(bence). İşte o zaman farkına varmıştım ayrıldığımızın. Artık bitmişti. Bu diğerlerinden farklıydı bir daha olmayacaktı. Bilgisayarı kapattım. Eve doğru yürüken bundan sonrasını düşünüyordum. Tv seyretmeye çalıştım. Olmadı. Televizyonu kapatıp o zamanlar en çok sevdiğim şeyi yaptım. Uyudum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder