19 Eylül 2009 Cumartesi
buluşma2
Dışarısı sıcaktı. Çok fazla sıcaktı. Evden çıktım ve farkında olmadan hızlıca yürümeye başladım. Aklımda tabi ki buluşma vardı. Ayrılmayı önleyecek çözümler düşünüyordum. Daha erkendi ve ben şimdiden 2 durak ilerlemiştim. Hemen tempomu yavaşlattım fakat buluşmayı düşündükçe hızlanıyordum. Durak görünmeye baslamıştı. Bir anda bir şey farketmiştim. Bu bir ayrılık sebebi bile olabilirdi. Terlemiştim. Roll-on umu bitirmiş üstüne deodorant sıkmıştım ama belli ki fayda etmemiş. T-shirtümde yer yer ıslaklıklar belirmişti. Eve gidemezdim. Bu halde de sevgilimle buluşamazdım. Hafif bir rüzgar vardı. Bende ellerimi belime koyup öyle yürüdüm. Ara ara esen rüzgar biraz serinletiyor, kesilince güneş ensemi yakıyordu. Bunlar yetmezmiş gibi yeni traş olduğum için yanaklarım boynum hatta nerdeyse butun kafam da yanıyordu. Durağa geldiğimde naneli bişiyler almak için markete girdim. Kapıyı açtım ve onu farkettim. Bir anda beni başka diyarlara götürmüştü. Kapının önünde öylece duramayacağım için hemen bir başka klima aradım. Klima ararken bir anda süt ve süt ürünlerinin depolandığı dolapları gördüm ve oraya doğru koştum. Ordan dondurma reyonuna ordan kasap reyonuna. Bir çılgın gibi markette dolaşıyordum. Kendimi kaybetmiştim. Bütün dertlerimi unutmuş dondurmaya ve dondurulmuş gıdalara sarılıyordum. Birden miden bulanmaya başladı. Bu kadar soğuk fazla gelmişti galiba. Hafif bir titreme bile vardı. Daha sonra buluşma aklıma geldi. Burayı bırakmak istemiyordum ama gitmeliydim. Üşüyerek kasanın ordan naneli sakız aldım ve dışarı çıktım. Sıcaktan bir an nefes zor aldım. Hafif bir mide bulantısı dışında herşey iyiydi. Akbilimi doldurup durağa oturdum. Otobüs ilginç bir şekilde erken geldi. Hemen bindim ve gölge bir yere oturdum. Camı hemen açtım. Saatim 11.30 u gösteriyordu. Otobüste arkalarda birkaç yer hariç oturcak yer yoktu. Camdan dışarıyı sanki ilk defa geçiyormuşcasına seyrederken kollarımın buz gibi soğuk olduğunu farkettim. Biraz anormallik vardı bu durumda ama fazka düşünmedim. O anda güzel bir kız otobse binmişti. Önce kız biraz kestikten sonra etrafıma oturabilecegi yerlere baktım. Eğer 2 önümdeki bıyıklı amcanın ve onun sol tarafının bir önünde çocuklu teyzenin yanına oturmazsa benim yanıma gelicekti. Önce Teyzeyi sonra amcayı geçti. Artık emindim yanıma gelicekti. Yanımdayken gözgöze geldik fakat o arkadaki son boş yere oturdu. Ciğere ulaşamayan kedi gibi 'amann benim derdim bana yeter hem benim sevgilim daha güzel' diye düşündüm. Yolu izlerken ineceğim durağa yaklaşmıştım. Biraz erken kalktım. Kapının önüne geçip bir yandan üstümü düzeltip bir yandan ise o kıza 'çok şey kaçırdın' dercesine bakışlar atıyordum. Kız bana bakmadığı için bakışlarım önünde oturan yaşlı amcaya gitti. İnmeden önce son bir kez şöförün kapı önünü görmek için koyduğu yukardaki aynaya bakıp saçımı düzelttim. Durakta biraz bekledim. Saat daha 11buçuktu. Durağın arkasındaki ağaçlık alandaki bank a oturdum. O kadar oyalanmama rağmen erkendi. Elime telefonu alıp insanları izledim. Sevgilim gelince otobüse binip taksime gidicektik. Yaklaşık bir saat onbeş dakika sonra aradı. Yerimi söyledim. 5 dakika sonra geldi. Yarım saat geç kalmıştı ama hiçbir şey söylemedi. Durakta beklerken fazla konuşmadık. Otobüste ise i-pod undaki müzikler hakkında biraz muhabbet ettik. Bu sırada benim mide bulantım arada kendini belli ediyordu. Taksime geldik. Meydandan aşağıya doğru yürüken aramızda bir 3. şahısın sığabileceği kadar genişlik vardı. Bunu farkettim ve elini tuttum. Aniden elini çekti. Şok olmuştum. 'Taksimdeyiz, gören olur, sevmem öyle' kelimelerini kullanarak bişiyler söyledi. Ama ben onu dinlemiyor 'artık bu ilişki bitmiş şurdan otobüse biner eve gider bir nane limon kaynatırım kendime' diye düşünüyordum.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder